Sayfalar

6 Mayıs 2017 Cumartesi

Hayatın değerini bilmek vermek ya da bilmemek vermemek

Dostlaaa günayydınn uu saat kaç olmuş ev mesaisi malum fark etmemişim tünaydıınn diyelim.
Bugün ki konum çağımızın hastalığı olduğunu düşündüğüm "yoğunum", "hayat çok zor", "çok yoruldum", "çok yorgunum", "işim yoğun, ev yoğun, ben yoğunum", "en zor iş benimkisi", "en sorunlu çocuk/eş/erkek/kız arkadaş/müdür/patron/iş arkadaşı benimkisi", "hayatın en büyük sorunları benimkiler" vb vb vb veeee en en önemlisi de "çözümsüzüm, çaresizim, kendimi şap badanak bırakıp bayılcam şimdi, her an yorgunum ve negatifim, çözüm yok, çare yok" modu. Dolayısıyla umutsuz, inançsız  bir halde yaşamı, olabilir yorucu ve sıkıntılı ise ***bunun devamını sağlama ve bunu daha da kötüye sürükleme*** hali. Blogumda bakınız "beyin gücü", "neşe" "üretme" "akıl ve sevgi" ile ilgili bazı yazılarım var. Sevgili dostlar sorularıma başlayim; 
-Hayat zorsa, daha zorunu yaşayanlar var mı acaba, hiç düşündün mü? Ve hayat zorsa min 1 adet şükredeceğin şey de mi yok? 
-Yoğunluk nedir? Yoğunsan zaman yönetimi, önceliklendirme, gerekli gereksiz ayırımı yapıyor musun?
- Bu denli yoğun ve sıkıntılı isen söyleniyor musun, söylüyor musun? 
-Söylenmek sızlanmak ve çözümsüzlüktür
-Söylüyorsan bu yoğunluğun negatifini kendi üzerinden atacak bir uğraşın, hobin, dost birlikteliklerin, sana keyif verecek araçların var mı? Varsa değerlendiriyor musun? (TV seyretmek sözümden dışarı, 1 saatten fazlası negatifi çoğaltıyor***) Uyku olabilir, yaşa göre 6-8 saatten fazlası vücudun doğal dengesini bozuyor.*** 
***Uzun lafın kısası dostlar, Kur'an dan Mesnevi den, felsefe kitaplarından, doğadan ve yaşamımdan öğrendiğim şu ki; "bu şekilde umutsuz, inançsız, çaresiz, negatif enerji içinde olarak "kendi kul hakkımıza girmiş oluyoruz" yani kendi hakkımızı kendimiz yiyoruz, inanca göre günahsa günah, hataysa hata, bu kişinin kendini ve çevresini de negatife sürükleyen bir şey olduğu için sevdiklerimizinde kul hakkına girmiş/ sevdiklerimize de zarar vermiş oluyoruz. Kendi ve çevremizin dünyasını kirletiyoruz, çünkü bu kirli bir duygu, kirli bir düşünce vr davranış hali. Biz temiziz, duygu ve düşüncelerimiz de temiz olmalı.
Akıllı olan, aklını kullanan, içinde de sevgi varsa bunu yapması çok kolay. 
Şükredecek, mutlu olacak en az 1 adet şeyi bulup, görenler, bunun değerini bilenler, umutlu, inançlı, içinde saf sevginin enerjisini taşıyanlar çoğalsın, çoğalsın ki dünyamız güzelleşsin, üretim, üretenler artsın, konuşmalar problemler değil çözümleri odaklı olsun, iyilik, güzellik, üzerine olsun mucizeyi hayal edip mucizeleri yaratanlar çoğalsın ki yaşamımıza mucizeler aksın aksın aksın. Aksini tercih etmiyoruz, akıllı isek, sevgi dolu isek.
Ne demişler;
Güçlü olan, yenilmeyen yalnız azimdir.
Yahya Kemal Beyatlı
Gülmek için mutlu olmayı beklemeyin, belki de gülmeden ölürsünüz.
Victor Hugo
Problemleri onları üreten kafalarla çözemeyiz.
Einstein
Bunu en başarılı yapan insanlar sanatçılardır. Neden mi birlikte kısa analiz edelim; sanat akıl ister, duygu ister, sevgi ister, pozitif enerji ister, üretmeyi içerir, saygıyı, güveni, hayatın ta kendisini içerir ve en önemlisi bunu akılla harmanlamayı ve pozitif enerji ile, umutla inaçla çalışmayı, üretmeyi ve kendine ve başkalarına sunmayı içerir, iyiyi güzeli yaratmayı ve bunu paylaşmayı, yaymayı içerir. Güzelliktir, iyiliktir. 
Buyrun bu dediklerimi özetle sergileyen özel bir video paylaşayım

André Rieu - Zorba's Dance (Sirtaki)



Dinginlikle, akılla, iyilikle, pozitif enerji ile, mucizeler ile... Sevgiyle...
Dilara Koç



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder